21 Şubat 2017 Salı

Ah Saatleri



Ah Saatleri

Ah saatleri
yine geldiğinde akşamın alacalı kanatlarında
bir ağırlık gibi çöken uyku
batışa geçen son Titanik sularda


Ah saatleri
çekip yüzeyden dibe çıkaran seni

Bir ölüm bu kadar uzun sürer mi?
Beklenir mi bir doğum bir yaşam boyu ?

Akşamın ışıkları
selamlıyor gözlerini
ve batıya uçuyor kuşlar
ve batmaya uçuyorsun sen
ah saatleri...

26.03.2016


Ayşen Gacan Gülbağ

3 Nisan 2016 Pazar

Anı



Anı

Bundan bir hafta kadar önceydi...Meraklarıma yeni materyaller bulmak için mahallenin derinliklerine gizlenmiş bir milyoncuları geziyordum...Güzel renkleri olan, kalitesi de fena sayılmayacak keçe blokları buldum..Hatta renk renk kalın naylon masuralar da buldum...Kalın tığla organizer örerim dedim..Dönüşte bir ucuzculuk marketine uğradım...İki kasa vardı..Az çalışanlı yerler buralar...Kuyruğa girdim...Nedense herkese göre benim aldığım çok kaçar bu marketlerde...Ben de bu utançla elinde az eşya olanlara hep sıramı veririm...Önümde bir yaşlı kadın var...İşi uzadı, bitmek bilmiyor...Şehirde yaşıyoruz ya insanlara dikkat etmeyiz, yüzlerine bakmayız, seslerini dinlemeyiz....Rafta duran bir eşya gibidirler...Tabi kuyruk ilerlemeyince olaya dikkatimi verdim...Yaşlı kadın bozuk çıkmış bir ürünü değiştirmeye çalışıyor...Yoğurt vb. olabilir...Ama kasiyer yeni, tecrübesiz...Çok az maaş aldıkları için her hafta yeni bir kasiyer oluyor buralarda neredeyse...Kasiyer iade işlemini beceremiyor...Yaşlı kadın mahcup...Ve bir şeyler geveliyor ağzında...kusura bakmayalım gibisinden...Oysaki onun kusuru yok..Mal hukuken ayıplı çıkmış...Üstelik gıda ürünü, seri malı toplatmaya kadar gidebilecek bir iş...


Her neyse tüm bunlar beş dakikalık bir zaman dilimi içinde oluyor.
Ve ben kadına bakıyorum.
Ama gerçekten bakıyorum ve görüyorum.
Aynı memleketimdeki nineler gibi...
Zayıf, kuru, susuz kalmış gibi.
Yarım baş örtülü, yarım mantolu...
Gözleri küçüçük ve göz kapakları kıpkırmızı
Belli ki hasta, yalnız, yoğurt alıverecek kimsesi yok..Belki var da işte felan...
Bu şehirde yaşamaması gerekenlerden...Kasabada köyde yaşamalıydı...
Ve acı dolu...
Ve en önemlisi o benim...Yer değiştiriyoruz...O benim, ben oyum...Hatta ikimiz aynıyız...Hattta şu acemi kasiyer genç de benim...
İşte aydınlanıyorum...
ve artık anlıyorum
kime baksam
o
benim değişik bir yüzüm

1 Nisan 2016

Ayşen Gacan Gülbağ

Foto: Ayşen Gacan Gülbağ ( Tire /İzmir/ Türkiye)

26 Mart 2016 Cumartesi

Fotoğraf Üzerine






Fotoğraf Üzerine


I. Fotoğraf mı resim mi ?


Çoğumuz fotoğraf bile demez. Resim der. Fotoğraf; fotoğraf makinesiyle çekilen şeydir. Resim çeşitli gereçlerle çizilen veya boyanan bir şey.


Fotoğraf çekme aletine dünyanın belki de yarısı sahiptir. Annemde bile var. Çekmeyi bilmiyor o başka. Akılsız telefonunun kamerası var. Yolda belde görürsünüz herkes akıllı telefonlarla çok dijital.


Nitekim bu telefonların klavyesi ve kamerası olsa da ; ne Dostoyevski ne de Ara Güler olacaklar ne yazık ki.


Çünkü zahmet vermediler. Emek harcamadılar. Düşünmeye, taşınmaya tenezzül etmediler. Okumadılar, yazmadılar.


Ama "an" istifçiliği yaptılar. O kadar çok " resim" çektiler ki, artık çekim yaptıkları "an"ları unutabilirler. Nasılsa belleğe, buluta bir yerlere kayıtlı.




Ayşen Gacan GÜLBAĞ


foto : AGG

11 Eylül 2015 Cuma

Susku Kuşları ( Şiir )


Susku Kuşları

diyebilir misin
bir çiçeğe açma
ya yeşil bir elmaya
kızarma

bir kuş
şakımak için yaşar

bir insan
kuşu duyar
sesi öpüp
şiirine koyar

çocuk düşlerini
toplar şair
yalnızlığın rafından
taptaze bir kaynak
capcanlı bir su
olsun diye

o su
yüreğinden akan




Ayşen Gacan Gülbağ
11 Eylül 2015

Fotoğraf :Ayşen Gacan Gülbağ

26 Mayıs 2015 Salı

Çiğ ( Şiir )



Çiğ

                                                   '  İlim' açık bir soru; 'aşk'gizli bir cevaptır.
                                                    Muhammed İkbal


bu yanık kokusu
bu gecede tüten hanımelinin
hüzn içre giryan acısı

bu karga çığlığı
yürekten ayrılan
sessiz geminin

bilmek seni
en uzun yıllarında ömrün
suskun dilinden
cevabı belli sorunun
sorulamazlığı
bir vazgeçişin
bir sabunun kayganlığında
yinelenmesi

bu tütsü
yağmurla yağan
soluksuz soluklar vakti

tüm bu çiğ
çayır boyu yaban otlarını ıslayan
ve gümleyerek kapanması
kuşlukta bir pencerenin

azad böyledir
giden hem gider
hem kalır

kuşlukta
hanımeli
kokusu...
..
...

26 May 15 

ayşen gacan gülbağ

18 Mayıs 2015 Pazartesi

Kesik Kesik ( Şiir )



Kesik Kesik

gagası dut bülbül-
ahir zamanlarda
yaşamış gibi-
yapmak


dalgın su gözleri-
yılanlar eyleşen menevişinde
saçında örümcek ağı
çorabında pıtırak-
geçmişin sesi-

gaipten ünlüyor adımı

umut ki
bal ağacı
dut ağacı
süs ağacı

Ayşen Gacan Gülbağ

17 May 2015

15 Mayıs 2015 Cuma

UZUN ZAMAN ( Şiir )



UZUN ZAMAN

güneşli gün

çırpıntılı rüzgarla yıkanmış

çamaşır kokusu



uzayan zaman;

umursanarak geçen anın meyvesi

bir tohumun göverişini takip etmek

baştan sona

ve görmek gün doğumunu

kuşlarla birlikte



uzayan zaman;

hız kesmek hayat keşmekeşinde

ve soluklanmak

bir rüzgarın hacminde…

kapalı kapıları açmak bir bir

güneşlendirmek yorganı döşeği

en kuytu yerleri silip süpürmek…



bu bir bahar temizliği

ruhun çimenle, kuş sesiyle arınması

ve elin

övünmesi işlerliğiyle




15 Mayıs 2015
Şiir & Foto: Ayşen Gacan Gülbağ